Düşün

Düşün…

Yakasına çiçek taksın gülüşün

Düşün…

Anlam kazansın görüşün

Düşün..

.Doğruya iyiye güzele

Yönelmek olsun düşün

Düşün..

.İnsanlıkla örtüşsün özün

Düşün..

.İşe yarasın yaşayışın, ölüşün

Kara kara değil ak ak

Düşünmeyen kişileri

İnsanlıktan düşün!

GEL; Kalksın Aramızdaki Engel

GEL: KALKSIN ARAMIZDAKİ DİKENL TEL

Gel de kurtar beni sensizlik uçurumundan
Alıp götürmesin sevincimi neşemi
Karamsarlığın getirdiği sel
Gel de çeksin çıkarsın duygularımı kuyudan
Aşkıma uzattığın el
Gel de serinlik serpsin bağrıma
Estirdiği yel
Gel
Sevdamıza hiçbir şey olamasın engel
Bencillik duvarını delelim
Nalıncı keseri değil, pergel olalım pergel
Rehberlik etsin gönlümüze
Doğru iyi güzel

Oynak Hoca!

Hocayı düğüne çağırmışlar. Herkes oynamış, hocayı da oynamaya kaldırmak istemişler. Hoca oynamak istemediğini söylemiş ama çok ısrar etmişler. O da hatırlarını kıramamış, azıcık oynayıveren bari, diyerek oynamış yavaş yavaş, “Allahım günah yazma” diyormuş bir yandan da. Derken coşmuş, biraz hareketlenip “Azıcık yaz,azıcık yazma!” demeye başlamış. Çalgıcılar daha oynak havalar çalınca da coşmuş, “İster yaz ister yazma!” diye iyice oynamış.Oynamış ama oynadığına pişman olmuş. Herkes yüzüne manalı manalı bakıp kıs kıs gülüyormuş. Hocanın adı “oynak hoca” kalmış.Camide dua okurken cemaat kıkırdıyormuş.Buna daha fazla dayanamayan Hoca köyü terketmiş, başka yerlere gitmiş ama oralarda rahat edememiş. Belki unutmuşlardır diye beş altı yıl sonra köye dönmeye karar vermiş. Köy yolunda şirin bir çocuk görmüş.”Sen buralı mısın?” diye sormuş. Çocuk evet deyince hoca dudak bükmüş, “Burada senin gibi güzel bir çocuk görmemiştim ben. Söyle bakayım, sen ne zaman doğmussun, yaşın kaç?” diye sormuş. Çocuk, “Bilmiyorum ama anam, benim hocanın düğünde oynadığı günde doğduğumu söylüyordu” diye konuşmuş.Hoca köylülerin kendisini unutmadığını anlamış ve geri dönmüş, bir daha da oraya ayak basmamış.

Güzellik Gönülde Gül Açtırır

Âşık Veysel, “Güzelliğin on par(a) etmez/Bu bendeki aşk olmasa” diyor.Güzele aşkla bakmak gerek. Aşksız güzellik bir işe yaramaz; süstür sadece.Güzellik bakanın gözünde, özündedir; dilinde, sözünde değil!Güzellik somurtmaz, güleçtir yüzü, gülüşüyle açtırır benliğimizde yediveren gülü…O olmadan kurak ve çoraktır yürek, odur dünyamızı ışıtan sekizinci renk.Güzele güzel bak, ona bakarken gözlerinle sevgi ve dostluğun ateşini yak.İyi koru; kırılmasın kanadı kolu…Mutlu olmak, mutlu kalmak istiyorsan yaşa ve yaşat güzelliği dolu dolu;İşte budur insan olmanın yolu.Erhan Tığlı

Aşk Nedir?

Aşk, şairler için yakamoz gözlü, çiçek bakışlı ece

sevene sevilene aylı yıldızlı gecedir

üç harflidir ama

anlamı derin

ve de çözülmesi zor bilmecedir.

***

Aşk hem gül hem dikendir

seven sevdiğinin gönlüne gül dikendir.

Kitabın faydası

“Kitap okuyorum ama karakterleri ve içeriği sürekli unutuyorum” diyen kişiler için bir paylaşımdır…”Bir defasında hocama dedim ki:“Bir kitap okudum ama zihnimde kitaptan hiçbir şey kalmadı.”Bana bir meyva hurma uzattı ve dedi ki:“Bunu ağzında çiğneyip ye.”Yedikten sonra sordu:”Şimdi sen büyüdün mü? ”Hayır,” dedim.Dedi ki:“Büyümedin ama o hurma vücuduna dağıldı; et oldu, kemik oldu, sinir oldu, deri oldu, tırnak oldu, hücre oldu…”Anladım ki, okuduğum kitap da öyle dağılıyor… Bir kısmı kelime dağarcığını zenginleştiriyor.Bir kısmı bilgi ve irfanını artırıyor, bir kısmı ahlakını güzelleştiriyor, bir kısmı yazı ve konuşmada üslubuna incelik katıyor, bir kısmı hayata farklı bakmanı sağlıyor, bir kısmı içindeki sevgi-merhameti arttırıyor, bir kısmı özgüvenini arttrıyor, düşünmeni, sorgulamanı tetikliyor, olaylar karşısında nasıl davranman gerektiğini öğretiyor…Her ne kadar sen bunların farkında olmasan da kitap okumak bir şeye yaramaz, çünkü kitap okumak çok şeye yarar..!O kadar çok şeye yarar ki neye yaradığını söylemek imkansızdır.Tamam mı?“İyi dostlar, iyi kitaplar, bir de huzurlu bir vicdan.İşte ideal hayat…” Mark Twain

Uyuyan Türk(!?)

Ahmet Bey, sabah saat 7.00’de *Casio**masa saatinin alarmıyla gözlerini açtı. *Puffy** yorganını kaldırdı. *Hugo Boss** pijamalarını çıkarıp *Adidas** terliklerini giydi. *WC** ‘ye uğradıktan sonra banyoya geçti. *Clear** şampuan ve *Protex** sabunuyla duşunu aldı. *Colgate** ile dişlerini fırçaladı. *BRAUN** ile saçlarını kuruttu. *Bill’s** gömleğini ve *Pierre Cardin** takımını giydi. *Lipton** çayını içti. *Sony** televizyonda medya özetlerini ve *flash** haberleri izledi. **Citizen** kol saatine b aktı. Aile fertlerine *’BYE’** deyip *Hyundai** otomobiline bindi. *Blaupunkt** radyosunu açarak, *rock** müziği buld! u. Ağzına bir *Polo** şeker attı. Şehrin göbeğindeki *Mega Center** ‘daki ofisine varınca, *Toshiba** bilgisayarını çalıştırdı. *Microsoft Excel’e** girdi. *Ofisboy** ‘dan *Nescafe** ‘sini istedi. Saat 10.00’a doğru açlığını yatıştırmak için *Grissini **yedi. Öglen *Wimpy’s Fast Food** kafeteryaya gitti. Ayaküstü, *Coca Cola** ve **hamburgeri **mideye indirdi. *Camel** sigarasını yakıp *Star** gazetesini karıştırdı. Akşamüzeri iş çıkışı *Image Bar’** a uğrayıp *JB’** sini yudumladı, sonra köşedeki *Shopping Center** ‘a uğradı. Eşinin sipariş ettiği *Ariel** deterjan, *Ace** çamaşır suyu, *Palmolive** şampuan, *Gala** tuvalet kağıdı, *Sprite **gazoz ve *J! ohnson** kolonyayı alarak kasaya yanaştı. *Bonus** kartıyla ödemeyi yaptı. Hafta sonu eşi Münevver’le *Galleria** ‘ya giden Ahmet Bey, *Showroom** ‘ları dolaşıp *Kinetix** ayakkabı, **Lee Cooper blue jean** satın aldı. Akşam evde bir gazetenin verdiği *TV Guide** ‘a göz atan Ahmet Bey, kanallar arasında *zapping** yaparak, *First Class** , *Top Secret** , *Paparazzi** gibi programlar izledi. Aynı anda *Outdoor** dergisini karıştırdı. Uykusu gelen Ahmet Bey, televizyonu kapatıp yatak odasına geçerken, kendini mutlu hissetti.** ‘Ne mutlu Türk’üm diyene!’** diye gerindi ve uyudu.*Hâlâ da uyuyor. Ne zaman uyanacağı da belli değil.

İŞGALİYE VERGİSİ

“Sorma soruşturma, gündem oluşturma merkezinden geliyoruz. Size birkaç soru soracağız. Boş vaktiniz var mı?” “Pek boş vaktim yok ama sorun bakalım.” “Aşk hakkında ne düşünüyorsunuz?” “Şarkıda belirtildiği gibi, aşk eski bir yalan, Âdemle Havva’dan kalan.” “Hiç âşık oldunuz mu?” “Çok şükür olmadım.” “Niye şükrediyorsunuz?” “Cinayetler aşk yüzünden işlenir çoğu kez. Gençler anne babalarıyla aşk yüzünden bozuşur, aşk yüzünden intihar ederler. Aşk yuvaları bozar, karı kocayı birbirine düşman eder. Aşk evliliklerinin çoğu ayrılmayla sona erer. Geçenlerde bir iş adamı bir kadına tutuldu, gece gündüz onu düşünmekten işini ihmal etti ve iflas bayrağını çekti…” “Kitap okuyor musunuz?” “Böyle bir kötü alışkanlığım yoktur. Okuyup da ne olacak ki? Okuyanları görüyoruz işte! Çoğu işsiz ya da hapiste çile dolduruyor. Okumanın sürünmektir sonu.” “Müzik, resim gibi güzel sanatlarla ilgilendiniz mi?” “Sanat karın doyurmaz. Benim böyle boş şeylerle ilgilenecek boş vaktim yoktur.” “Hiç ağaç dikip çiçek yetiştirdiniz mi?” “Parayı verdikten sonra istediğin ağacı, çiçeği satın alabilirsin. Böyle şeyler yapacak işi olmayanlar, emekliler, köylüler içindir. Ben köyden kente göçtüm, işim gücüm var.” “Doğayı kirletenlere engel oluyor musunuz?” “Başımı belaya mı sokayım canım.” “Toplumsal ve politik olaylar hakkında ne düşünüyorsunuz? “Beni düşünce suçu işlemeye mi teşvik ediyorsunuz?” “Böyle bir amacımız yok. Sadece fikrinizi öğrenmek istemiştik.” “Külahıma anlat onu sen! Ne demişler: düşünen kafalara tehlikeli fikirler üşüşür, büyüklerimiz her şeyi bizden daha iyi düşünür. İşte o kadar!” “Gezi…” “Gezi olayları konusunda yorum isteme benden, buz gibi soğurum senden!” “Ben sadece gezip dolaşmayı sever misiniz, nereleri gezdiniz diye soracaktım” “Sana ne bundan?” “Candan bir arkadaşınız, dostunuz var mı?” “Eskiden mahalle, okul, askerlik arkadaşlarım vardı. Şimdi hiçbiriyle görüşmüyorum. Zaten bu dünyada dostluk, arkadaşlık kalmadı artık. Herkes çıkar peşinde, para pul derdinde.” “Sorularınız bitti mi, sonuç ne?” “Sorular bitti. Bu sonuca göre işgaliye vergisi ödeyeceksiniz.” “Niyeymiş o?” “Niye olacak, bu dünyayı boşuna işgal ettiğiniz için!”

Şaşırtan Bilmeceler

Sıka sıka canımı çıkardılar.(Vatandaş değil, limon!)Çalıyorum ama kimse hırsız diye yakalamıyor.(Becerikli iş adamı değil, telefon!)Hiç suçum olmadığı halde sürüp duruyorlar.(Memur değil, tarla!)Kimse beni takmaz oldu.(Aydın değil, kravat!)Alçacık dallı, yemesi ballı.(Haram değil, çilek!)Akıp duruyor, hiç kesilmiyor suyu.(Bozuk banyo çeşmesi değil, rüşvet çeşmesi!)Aşkın gözü kördür. Ne zaman açılır?(Evlenince ve de cepteki paralar bitince!)Karşıdan baktım, pek çok; yanına vardım hiç yok.(Sorumlu kişiler değil, kuşlar!)